DÜZENİN NEBİ ALGISI RASUL'E İFTİRADIR
İSLAMİ SİTELER:


DÜZENİN NEBİ ALGISI RASUL'E İFTİRADIR
Günler, aylar, yıllar geçiyor ve tarih tekerrürlerle devam ediyor. İslami değerler harcanıyor, İslamın içi boşaltılıyor. Allah'ın ve Rasulü'nün hiçe sayıldığı, sadece alışılmış cümle kalıpları ile anıldığı, edebiyatının
14 Nisan 2015 Salı Saat 14:35

DÜZENİN NEBİ ALGISI RASUL'E İFTİRADIR

Allah'a hamd, salat ve selam şanlı Rasulüne, ehli beytine, ashabına ve yollarından giden mü'minlerin üzerine olsun...

DÜZENİN NEBİ ALGISI RASUL'E İFTİRADIR

Günler, aylar, yıllar geçiyor ve tarih tekerrürlerle devam ediyor. İslami değerler harcanıyor, İslamın içi boşaltılıyor. Allah'ın ve Rasulü'nün hiçe sayıldığı, sadece alışılmış cümle kalıpları ile anıldığı, edebiyatının yapıldığı bir düzende yaşıyoruz.

Allah'ın ahkamının bir kenara atıldığı, yok hükmünde olduğu  laik devletin güdümünde olan bir Diyanet işleri var. İktidarın icraatlerini İslami tandanslarla destekleyen, düzenin koltuk değneği gibi görev yapan bir kurumdur Diyanet. 

Gündem, terör olayları ise hutbeler kardeşlik, birlik beraberlik üzerinedir. Özgecan vb. vakıalarda hutbeler kadın hakları ile ilgili  veya gündem neyeyoğunlaşmış ise diyanet, açıklamaları ve cuma hutbeleri ile devlet politikasının destekçisidir. Ne hikmetse bu diyanet İslam'ın onay vermediği, toplumdaki artan çıplaklıktan, ahlaksızlıktan hiç söz etmez. Söz etmez çünkü devletin meşruiyet tanıdığı her konu diyanetin gündemi dışındadır, eleştirilemez, sorgulanamaz. Onun gündemi, laik düzenin devam etmesi için İslamı, koltuk değneği olarak kullanmak, edebiyatını yapmak, dini kullanarak halkı uyutmaktır.

Bu sistem bütün İslami değerleri harcayıp bitirmektedir. İslam ve onun Peygamberi günlere, gecelere, haftalara hapsedilmiş, kısırlaştırılmış merasimlerden ibaret bir hale getirilmiştir. İslam ve onun Peygamberi sadece hoşgörü ile özdeşleştirilmiştir. Düzenin savunucuları, iktidar ve diyanet İslamı bir yatıştırıcı, yaralara bir tampon ve bir sakinleştirici olarak topluma algılatır. Öyle ki Peygamber sanki hiç kızmamıştır, kim olursa olsun hep gülücükler dağıtmıştır, hiç savaşmamıştır. Dinleyen sanır ki haşa Peygamber gelse, bunları alınlarından öpüp "ne iyi işler yapıyorsunuz en büyük destekçiniz benim" diyecek.

Kutlu Doğum programlarının bu yıl ki teması “Hazreti Peygamber, Birlikte Yaşama Ahlakı ve Hukuku" Bu konu üzerinde hafta etkinlikleri düzenlenecek, konuşmalar yapılacak.

İktidarın rahatlaması için, toplumun teskini için seçilmiş yeni bir tampon yeni bir susturucu. Zira iktidar herkesle dost. Şia, alevi, tarikatçı, bidatçı, ateist, eşcinsel, müslüman hepsi bir arada kardeşçe yaşamalı. Müslümanlar camilere gidip gelsinler, oruç tutup, hac etsinler, kurban kessinler işte müslümanlık daha ne istiyorlar? Hem devletleri onlara kutlamaları için kandiller ve daha önemlisi kutlu doğum haftası gibi bir hafta da ihdas etmiş daha ne olsun?Diğer kardeşlerine(!) ses çıkarmasınlar, onlara da cem evleri, sinagoglar her çeşit ibadethane açılıyor, açılacak. Hem demokrasi var meşhur üniversiteye de budist tapınağı açılsın, ne de olsa çoğunluk böyle istiyor... Herkes memnun olsun. Hem müslümanlar niçin rahatsız olsun? Namaz kılan, yöneticileri var. Hem konuştular mı Allah Peygamber diyor dilleri...

Ama haçlılar da memnun edilmeli ediliyor da. Ayasofya yıllardır restore ediliyor eski hali olan kilise şekline dönüştü bile. Hristiyanlık figürleri arzı endam ediyor duvarlarında tavanlarında. Zaten camilerin haddi hesabı yok bırakın Ayasoya da hristiyanların istediği gibi olsun. İslam hoşgörü dini nasıl olsa...

 Şii militanlar, Suriye'de, Irak'ta, ülkeleri İran'da sırf ehli sünnete olan düşmanlıkları ve sapkın inançlarına bağlılıklarının verdiği kinle nice katliamlara imza attılar, atmaya da devam ediyorlar. İran, ülkesindeki sünnilere göz açtırmıyor, sünni alimler idam ediyor, tutukladığı müslümanlardan haber alınamıyor, mezalimlerini artırdıkça artırıyor ama Şia, İran kardeşimiz, onlar da müslümanlar(!) 

Peygamberin hanımı ateştedir demişler, sahabeyi sevmemişler üstüne üstlük küfretmişler ne gam! Ne de olsa İslam hoşgörü dini. Hem Charlie HebdoBizzat Peygambere, Peygamberlere küfretmişti ama onu da hoş görüyor diyanetimiz, yöneticilerimiz. Bundan tabi ne olabilir? Zira İslam hoşgörü dini.... Varsın şia küfürlerine devam etsin umurumuzda olmaz, Ekonomik ilişkilerimiz iyi olsun, doğalgazı ucuza alalım da ne sünni ne şia, bizi ilgilendirmez(!)

Ortada gerçek olan bir İslam anlayışı ve onun Peygamberi var, bir de laik devletin ve diyanetin topluma lanse etttiği bir İslam ve Peygamber anlayışı var... Peki Hangisi doğru, hangisine inanacağız? Tabii ki gerçek olana itimad edeceğiz, demokrasi düzeninin bekası için uydurulmuş, sahte, soft, bir İslam ve Peygamber anlayışına değil.

Allah Rasulü aleyhisselam müslümanların azınlıkta olduğu Mekke döneminde bile İslam dışı hiç bir uygulamaya boyun eğmemiş onay vermemiştir. Çekilen onca sıkıntı, işkence ve eziyetlere rağmen kafirler karşısında dimdik durmuş, izzetli bir tavır sergilemiştir. Sahabe efendilerimiz ve Allah Rasulü aleyhissalâtu vesselam Müşriklerin Darun Nedve'sinde değil görev yapmak, kanun koymak, o zamanın TBMM'si Darun Nedve'ye adım bile atmamışlardır. 
Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam'dan getirdiği din konusunda taviz isteyip uzlaşma teklif eden kâfirlere hitaben, Allah azze ve celle Kâfirun suresiniindirerek red cevabını elçisine bildirmiştir.

Müslümanların iktidarda olduğu ve Allah'ın ahkâmı ile idare edilen Medine'de ise İslam olmayan kabileler ve yahudilerle bir arada yaşanmış ancak asla İslam'dan taviz verilmemiş, İslam olmayanlar İslam devletinin emri altına girmişler, kanunlarına boyun eğmişlerdir. 
Ancak müslümanların arkasından kuyularını kazanlara, Rasulullah'a verdikleri sözü bozup, O'na ve müslümanlara ihanet edenlere, göz açtırılmamıştır. Kab bin Eşref'in öldürülmesi vb. olaylar bunun örneğidir. Hendek savaşında müslümanlara ihanet eden, aralarındaki anlaşmayı bozup müslümanları arkadan vurmak isteyen Yahudi Kurayzalar da hakettikleri cevabı almışlar, ihanetlerinin bedelini canları ile ödemişlerdir.

Allah Rasulü aleyhisselam insan olmasından kaynaklanan sebeplerle kendisine yapılan kaba davranışları rahmetinin gereği affetmiştir. Kıyafetinden tutup çekiştiren bedeviyi cezalandırmamıştır. Ukkaşe radiyallahu anh'ın kendisinden kısas almak istemesine izin vermiştir ve benzer örnekler çoktur... Ancak mesele Risaletse, Allah'ın ahkâmı ise hiç bir müsamaha göstermemiştir. Medine döneminde İslam ahkâmı yürürlükteydi. İçki içen değnek cezası, zina eden evli recm cezası, hırsızlık yapan elinin kesilmesi ile cezalandırılmıştır. 

Ortada yaşantısı ile, Allah'ın ahkâmını anayasa kabul edip uygulaması ile, kafirlere şiddeti, müslümanlara ve bütün canlılara merhameti, rahmeti ile örneklik sergilemiş bir Nebi, bir Rasul var. Ortada yememizden içmemize, tuvalete gitmemizden, her türlü yaşantı adabımıza karışan zamanlar ve mekanlar üstü, eskimeyen, geçerliliği kıyamete kadar sürecek bir İslam var. 

Gelin görün ki hem bu İslâmi anlayışı bir kenara atıp yok sayan, sözlerinden ve edebiyatından başka bir eylemi olmayan bir düzen ve onun yöneticileri var. Hatta sözleri bile Peygamberi yansıtmayan, kendi amaçlarına hizmet için kullandıkları, oluşturdukları sahte bir peygamber anlayışı var. 

Devletin başı olarak katıldığınız Kutlu Doğum programı açılışında, hem O'nun sallâllahu aleyhi vesellem ahlakından, hoşgörüsünden bahsedip icraatlerine koltuk değneği yapacaksınız hem de".....Hazreti Nebi’nin aydınlık yolundan bir an olsun, bir milim olsun sapmayalım." diyeceksiniz. Allah'ın hükümlerini bir kenara atıp kendi ellerinizle yaptığınız kanunlarla devlet idare edeceksiniz, Allah'a ve Rasulüne hiç bir konuda söz hakkı tanımayacak, bir mahalle muhtarına verdiğiniz söz hakkını bile vermeyeceksiniz, hayvanların haklarını bile bahis mevzu ederken Allah'a ve Rasul'üne hiç bir konuda selahiyet vermeyeceksiniz. İslam'ı kısırlaştırarak, ahkam ayetlerini yasaklayarak, camilere, kandillere, kutlu doğum haftalarına hapsedeceksiniz, sonra da  "Hazreti Nebi’nin aydınlık yolundan bir an olsun, bir milim olsun sapmayalım." diyeceksiniz. Bu Peygamber'le ve onun getirdiği Kur'anla alay etmektir. 

Nebi'nin yolu faizle ekonomiyi işletmek midir?

Nebi'nin yolu karşılıklı rıza varsa zinayı suç görmemek midir?

Nebi'nin yolu yüzlerce haksız vergi ihdas ederek halkı soymak, kazancından gasp etmek midir?

Nebi'nin yolu haram olan müzikle anılmak, kutlamalar yapmak mıdır?

Nebi'nin yolu ahlaksızlığa, çıplaklığa yol vermek hoş görmek midir?

Nebi'nin yolu İslam düşmanları ile dost olmak, onların islama hakaret ve küfürlerini görmezden gelmek, fikir özgürlüğü adıyla kabullenmek, sineye çekmek midir? 

Nebi'nin yolu sahte bayramlarınızda kız ve erkek çocukları, gençleri İslam'ın haram kıldığı müzik eşliğinde bir arada sarmaş dolaş dans ettirip kutlamalar yaptırmak mıdır?

Nebi'nin yolu kafirlere benzemek, onların batıl bayramlarını, ateşperestlerin Nevruz'unu bütün millete kabullendirmek, iştirak etmek, midir?

Nebi'nin yolu Adem aleyhisselamı reddedip, insan soyunu maymuna dayandıran Darwin'in evrim yalanını okullarda körpe beyinlere aşılamak mıdır?

Nebi'nin yolu hristiyan birliği AB'ye girebilmek için onların kriterlerini tek tek uygulamaya sokmak, domuz etini müslüman bir toplumun marketlerinde satılır bir et çeşidi haline sokmak mıdır?

Nebi'nin yolu vatanı, bayrağı, küfür düzeni demokrasiyi putlaştırmak mıdır? 

Nebi'nin yolu cihaddan söz etmemek, cihadı terör olarak görüp, ancak düzeniniz uğrunda ölen herkese şehidlik atfetmek, cihadsız şehidler ihdas etmek midir? 

Nebi'nin yolu şirke, bidate, göz yummak yol açmak, onay vermek midir?      

Nebi'nin yolu şatafatlı saraylar inşa ettirip, lüks içinde yaşamak mıdır?vs.vs.vs....

Ne gittiğiniz bu yol Nebi'nin yolu, Ne de bu yol Nebi'nin razı olduğu bir yol. Bu Allah Rasulü aleyhisselam'a iftiradır. Bu Peygamber'le ve Kur'an'la eğlenmek, alay etmektir. 

"Kim bu yolu(mü'minlerin yolunu), iyice tanıdıktan sonra, peygambere zıt düşer de müminlerin yolundan başka bir yola koyulursa, kendisini koyulduğu yolla baş başa bırakır, sonra da cehenneme atarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir." 

(Nisa suresi 115.ayet meali) 

Biz müslümanların yolu Demokrasinin yolu değil, bizim yolumuz beşeri kanunların kabul gördüğü, Allah ve Rasulü'nün(sallâllahu aleyhi vesellem) asla kabul etmeyeceği düzenler, batıl ideolojiler, putlaştırılan demokrasi dini değildir bu böyle biline...  

Evet çoklarını kandırıyorsunuz, kandırmakla kalmıyor saptırıyor, sapkın yollar açıyorsunuz. Ancak yalancı saltanatınız, süslü, yalan, batıl sözleriniz gün gelip hakikatın ışığı ile kopkoyu bir karanlığa boğulacaktır Allah'ın izni ile... Yeter ki müslümanlar İslam'ın gereklerini hiç bir kınayıcının kınamasından korkmadan yerine getirsinler...

@hayatcemresiyle

Bu yazı toplam 2991 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..